23 Eylül 2012 Pazar

BİR MASALSIN SEN BOZCAADA ...


Hani bazı kitaplar vardır, bittirdiğiniz için hüzünlenirsiz ve aynı duyguları tekrar yaşamak için kitabı bir daha okumak istersiniz.. Ya da çok beğendiğiniz bir film vardır hani her izlediğinizde sizi çok etkiler ve etkisi uzun süre geçmez..

İşte Bozcaada da benim için öyle bir yer.. Her gittiğimde beni şaşırtan, büyüleyen ve sanki yenileyen bir ada.. Mavi-beyaz evleri, lavanta kokusu sinmiş sokakları, hepsi birbirinden farklı dekore edilmiş ama her ayrıntısında "ben adalıyım" diyen butik otelleri, şirin balık lokantaları, muhteşem lokması, özel üretim şarapları, insanı büyüleyen rüzgar gülleri, mutluluk veren ve insanı gülümseten hediyelik dükkanları daha saymakla bitiremeyeceğim bir sürü özelliklere sahip bir ada Bozcaada. Herzaman gitmek istediğim ve döndüğümde ise uzun süre etkisinden kurtulamadığım bu mistik adayı görmenizi ve mutlaka iki üç gün kalmanızı öneririm sizlere..




Ada Rum tarafı ve Türk tarafı olarak iki bölümden oluşsa da Rum ve Türk halkının uzun seneler birlikte yaşamış olmasından dolayı muazzam bir kültür sentezi ortaya çıkmış. Bu sentezin tüm yaşadıkları alanlardan yedikleri yemeklere kadar yansıdığını görebiliyorsunuz. Ayrıca ada sakinlerinin birbirlerine ve  tarihi bir çok olaya tanıklık etmiş olan güzel adaya göstermiş oldukları saygı ve sevgi takdir edilesi gerçekten..

 









Eğer birgün gitmek isterseniz benim gezilerimden naçizane önerilerim şunlar olur sizlere :)



 

ULAŞIM


Çanakkale'nin karşısında bulunan bu güzel adaya arabayla gitmenizi, gidemiyorsanız orada motorsiklet veya atv kiralamanızı öneriyorum.
Adanın etrafını turlamanız ve istediğiniz koylarda denize girmeniz için büyük kolaylık olur. Çanakkale'den Bozcaada'ya tüm yaz saatbaşı arabalı feribot ile geçiş mümkün olabiliyor.








ve tabii güzel Emine.. Adaya gitmek için Geyikli de feribot beklerken bu güzel Emine'den şapka almak bir adet olmuş sanki .. O kadar tatlıdilli ve konuşkan ki size nasıl şapka sattığını hatta kaç tane sattığını bile anlamıyorsunuz :)

Yaklaşık yarım saat kadar süren deniz yolculuğundan sonra tüm güzelliği ile karşılıyor sizi Bozcaada.

 

 



  

KONAKLAMA



Ada'da büyük küçük bir çok otel, pansiyon ve konuk evi bulmak mümkün. Hepsi birbirinden şirin dekore edilmiş bu güzel mekanların çoğunun tarihi izlerini korumakta olan eski rum evleri olduğunu farkedebilirsiniz..

Önceleri konaklamak için hep aynı butik oteli tercih ederken bu yaz bir değişiklik yapıp farklı bir Otelde kalmak istedim.. İnternetten yaptığım araştırma ile bulduğumuz ve kalkmaktan çok büyük keyif aldığımız Limani Oteli sizlere gönül rahatlığıyla önerebilirim.. Genç ve güleryüzlü bir çiftin işlettiği Otelin konumu, odaları, hizmeti ve özellikle kahvaltıları çok başarılıydı diyorum ve




sizi her sabah farklı ikramlarda bulunan otelin enfes kahvaltılarından bir kare ile başbaşa bırakıyorum  :)) Ben patlıcanlı börekleri ile adaya özel getirttikleri ekmeğe sürmelik acukalarını hala unutabilmiş değilim :))


PEKİ ADA'DA NELER YAPILIR DERSENİZ..

İşte burda sözü resimlerime bırakmak istiyorum aslında.. Onlar benden çok daha güzel anlatırlar diye düşünüyorum :)) (yine de kısa bilgiler veririm tabii dayanamam ben :))  )

Önce Ada'nın birbirinden güzel sokakları gezilerek kıyı köşe bütün güzellikler keşfedilir :)









Yorulunca biraz dinlenilir ve sonra tekrar devam edilir :) Bu arada zamanı değerlendirip kabak çiçeği dolması nasıl yapılır öğrenilir :)





Görür görmez size mutluluk ve neşe veren hediyelik dükkanlarına girilir bakılır bakılıır bakılıır :))



Tertemiz ve bakir koylarında ( Ayazma plajı, Habbele plajı, Beylik koyu, Akvaryum koyu vb.. ) deniz keyfi yapılır.. Adanın heryanı açık deniz olduğundan sürekli bir akıntı mevcut ve denizin akıntısına göre de plajların ısı dereceleri farklı olabiliyor.. (Örneğin Akvaryum Plajı bana çok soğuk gelirken Habbele Koyu inanılmaz sıcak gelmişti..)  Ayrıca plajların birbirlerine yakın olması aynı gün içerisinde seçim yapma veya birçok koyda denize girme şansını size verebiliyor ki bu da harika :)






Deniz dönüşü kaybedilen enerjiyi geri kazanmak için merkezde bulunan adanın meşhur lokmacısına giderek  dumanı üstünde enfeesss tarçınlı lokmalarından yeniliyor.. Yemeden dönerseniz çok yazık olur buna inanın yok böyle bir lezzet :))


ve akşam olduğunda ışıl ışıl olmuş adanın mis gibi balık, kalamar kokan sokaklarında beğendiğiniz  restoranta oturarak damağınızı şenlendiriyorsunuz.. Biz her akşam değişik tatlar keşfetmek adına farklı restorantlar denedik.. Hepside güzel di fakat öneri isterseniz Simyon Meyhanesi derim.. Ayrıca Martı Restoran da oldukça güzel biryer.


Hazır, tatlara gelmişken adanın en ünlülerinden gelincik şerbetini tatmanızı, ve dönerken ev yapımı zeytinyağlarından  az da olsa eviniz için almanızı öneriyorum. Ve tabii ki Adanın Üzüm Bağları ve Şarapları..


Birçok çeşit üzümün yetiştiği adanın heryanında ki bağları gezebilir ve şarap tadım evlerini ziyaret ederek kendiniz için veya hediye olarak alacağınız şaraba tadarak karar verebilirsiniz.. Bizim tercihimiz Courvus tan yana oldu gördüğünüz gibi fakat adanın en iyilerinden Talay Şaraplarını da öneririm..




ve gün batımı denildiğinde adanın ikonları haline gelen rüzgar gülleridir ilk akla gelen.. Kimi kahvesini, kimi  şarabını alır gider rüzgar güllerinin bulunduğu tepede muhteşem gün batımını izlemeye..




Sizi sıkmamak adına yazımı daha fazla uzatmak istemem :) Bunlar saymakla bitmeyecek ada güzellikleri arasından benim seçtiklerimdi. Belkide siz çok daha farklı güzellikleri de keşfedersiniz kimbilir.. :)

Sevgiler..












4 yorum:

  1. Lütfen ödüllerinizi toplamaya geliniz :)
    http://www.cati-kati.net/2012/10/gundelik-yazilar-say-whaaaaat.html

    YanıtlaSil
  2. ilk fırsatta gitmek istediğim yerler arasında.adını duymak bile beni heyecanlandırıyor:))

    YanıtlaSil
  3. çanakale de yaşıyorum çok şanslıyım dimi:)
    http://mavipotin.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  4. ödülümü seninle paylaştım almaya beklerim:)
    http://mavipotin.blogspot.com/2012/10/ilk-odulum.html

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...